ALİ AYDIN ARKADAŞIN MEKTUBU

Değerli Başkanım

Ben 1974’te Iğdır’ın Sinek köyünde, 9 nüfuslu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldim. Ailem Kürt’tür, feodal bağları halen kıramamışlardır, ama Kürtlüğünü korumaktadırlar. Ulusal kurtuluş mücadelesinden kopukturlar, ’88’de evimiz bir aşiret kavgası nedeniyle Iğdır’a geldi, burada ben kendi çevreme açıldım; az da olsa bende partiye karşı bir sempati gelişti. Çevremde tanıştığım arkadaşlarla birlikte olmam giderek benim bilincimi, Kürtlük üzerine ve Ulusal kurtuluş mücadelesi üzerine kaydırmaya götürdü. Ne ettiysem, bir türlü partiye katılamadım.
En son ’93 Aralık ayının son gününde partiye katılmaya çalışılırken yakalandım. Iğdır, Erzurum ve en son da Bartın Cezaevi’nde kaldım.
Partiyle burada tanıştım. Her ne kadar zorlandıysam da, yine de kendimi terbiye etmeye çalıştım. Ama Serhat kişiliği beni bayağı zor duruma soktu. Onun için de yardım aldım ve kendimi geliştirmeye çalıştım.
Başkanım
PKK bir denizdir ve ben de bu denizin içindeyim. Kendimi çok gururlu ve onurlu görmekteyim. Bu denizi kurutmak isteyenlere karşı ben de kendimi feda etmek istiyorum.
Başkanım
Seni görmeyi çok isterdim. Ama bakıyorum, seni görmeme izin vermeyenler var. Onun için bu engelleri kaldıracağım. Tıpkı Sema gibi, Fikri gibi, Murat Kaya gibi, M. Halit Oral ve Mehmet Gül yoldaşlar gibi, ben de kendimi feda edeceğim. Hayatta en çok nefret ettiğim şey, dışarıdayken Kürt halkının içine girdiği durumdu. Parti içinden, parti ortamından kaçıp daha sonra gelip değerler üzerine konarak, değerleri çar çur eden kişilerden nefret ediyorum. Bunlara bakarak kendimi geliştiriyorum. Ve düşmana kinim artıyordu. Kürt halkının direnişini ve PKK’nin büyüklüğünü görmekteyim.
Yaşasın Yüce Önderimiz
Başkan APO!
Yaşasın PKK, ERNK, ARGK!
Kahrolsun Emperyalizm ve Onun Uşakları!
Devrimci Selamlar
Ali Aydın