Bir
kültürün tek başına hakim olmaması, kültürel çoğulculuğun
bu durumu tarihin en eski dönemine dayandığı gözlenmektedir.
Genelde kutsallık her döneminde geçerlidir. Açıklandığı
gibi tarım devrimi ve peygamberlik ideolojisinin merkezi konumundan
ileri gelmektedir. Bu kısa anlatım bile Urfa ve civarının
karmaşık bir tarih yapısına sahip olduğunu göstermektedir.
Etnik ve dini kültürün iç içe geçtiği özünde ekonomi ve ticarete dayalı
bir kültür egemendir. Geniş kırsal alanında tarımcı
ve göçebe, kısmen ticaretle uğraşan kabile ve aşiret
düzeni egemen iken, şehir merkezinde dini kültür ve ticaretle uğraşan
çok etnik yapılı bir nüfus egemendir. Sümer şehir özelliklerine
benzeyen bu durum günümüze kadar etkili olmaktadır. Köleci dönemin
egemenleri olarak Nemrutların, feodal dönemin egemenleri olarak Mirleri,
bey ve efendileri çok tanımış bir bölgedir. Nemruttan kalma
mancınıkla ateşe atma olayı, bu şiddetli ideolojik
ve ekonomik kökenli savaşımın bir simgesi olarak anlaşılmalıdır.
Kendi kutsallıkları ve lanetleriyle 20. yüzyıla böyle gelen
Urfa için yeni anlatım kavramları gerekmemektedir. Fakat, en çarpıcı
dönüşüm, kutsallıkla lanet arasında gelişmiş görünmektedir.
|