PKK'nin Urfa çıkışı tarihtir

PKK'nin Urfa çıkışına gelmiş bulunuyoruz. Başkent Ankara'da temeli atılmış gibi görünür. Halbuki çağdaş ulusalcılık ve sosyalizmden bol bol bahsedilir. Benzerleri gibi olmaya çalışılır. Eylem de yapılır. Nihayet kan da dökülür. PKK konusunda kapsamlı değerlendirmelerim olmuştur. Son değerlendirmeleri İmralı Duruşmaları'nda yapmaya çalıştım. Tekrarlamamın fazla anlamı yok. Ama ilgimi çeken boyutu, Urfa'nın tarihsel ve somut gerçekliğiyle ne tür ilişkisi vardır, biçiminde bir soruyu kendime sıkça sormaktan geri kalamıyorum. Kurucusu olarak Urfa'nın en uç noktasında kuzeyinde, Fırat'a yakın Ömerli Köyü'nden birisi olmak, nasıl bir etkiye yolaçmış olabilir. Geçerli olan köy kültürü mü, Urfa kültürü mü yoksa daha evrensel değerler mi? İddia edildiği gibi çağdaş bir hareket olmayı başardı mı? Kendi pratiğime dönüp baktığımda esas damgasını vuran gerçeklik, peygamberliğin yenilenmiş, güncelleşmiş biçimi daha ağırlık kazanmaktadır. Benim, dolayısıyla PKK'nin 20. yüzyılla fazla ilgisi yoktur. Şeklen sözcük düzeyinde laf olsun diye ilişki kurulmuş gibi olmaktadır. Kişi olarak 20. yüzyılın ruhuna, kişiliğine, eğer böyle bir şey varsa tabi, hiç ulaşmadığımı, anlayıp özümseyemediğimi söylemeliyim. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti'ni, Avrupa'yı, SSCB'yi o dönem için anlamlandıracak bir konumdan hayli uzak
bulunulmaktadır. Uygar gibi gözükülmektedir. Elbiseleri biraz giyilmiştir. Ama ruhundan, bilincinden habersiz ve uzak olduğu açıktır. Daha ilginci aşılan feodal dünyayı da anlamış, özümsemiş olmaktan uzağım.

PKK müthiş bir okul

O kültürün de hiçbir özelliği anlam bulmuş değildir. Kurulan yeni dünya ile hiçbir ilişki özde gelişmiyor, aşılan feodal çağdan da hiçbirşey anlamış değilim. Tek başına kalmış bir çocuk... İşin garip tarafı aile, köy ve okul içinde de durum aynı. Öğrenilen ana, baba ismi, kardeş, kadın, erkek, öğretmen, akraba kavramları daha çok sözcük düzeyinde tekrarlanıyor. Şu ortaya çıkıyor: Bu dünyadan hiçbir şey anlamayacağım galiba. Daha doğrusu öğretmek istediklerini anlama yeteneğini pek gösteremeyeceğim. Fakat görünüşte benzerleri gibi olunmaya çalışılıyor. En iyi neyse ona saygı duyuluyor. Ama yine özden yoksunluk esastır. PKK de benzerleri gibi kurulsun, iş yapsın diye gereken çabayla kuruluyor, geliştiriliyor. Hatta dünyanın en çok dikkat çeken örgütü haline geliyor. Hepsi yüzyılın hatırı için adeta yapılıyor. Bu gerçeklik iş ciddiye binince, yaşamın en amansız sınırlarına dayanınca çatallaşmaya uğrayacağı belli oluyordu. 20. yüzyılın sonlarında herkes adam akıllı kendi PKK'si rolünü oynuyordu. Somutlar olanca ağırlığıyla kendini hissettiriyordu. Tek kaldığımı, daha doğrusu başlangıçtaki ve her zamanki tekliğimi ve yalnızlığımı derinliğinden bir kez daha duyuyordum. Yalnız adamın, çağların dışında ama tüm çağlarla olma gibi bir özelliğini dile getirdim. Bunu anladığımı belirttim. Yücelme sürecine girenlerin bu özelliğe yakınlaştıklarını biliyorum. Bulunduğun çağdan, zamandan ne kadar koparsan, o kadar bütün zamanların içine uzanırsın. PKK'nin somutunda bunu yaşadım. Müthiş bir okul olduğu kesin.

Çağdaş İbrahimî hareketiyiz

PKK Lideri Öcalan, Urfa PKK Davası savunmasında kendilerini "çağdaş İbrahimî hareketi" olarak tanımlıyor ve tarih, kültür ve din tartışması yapıyor.

 Dicle-Firat Havzasinda Tarih,Kutsallik ve Lanetin Simgesi

 Tarih başlangıcında gizlidir

 Bereketli topraklar kutsald·r

 Tanrılar göğe çıkarıldı

 Kutsallılık ve lanetlilik

 Urfa ideolojik bir merkezdir

 Urfa kutsallıkta direniyor

 PKK'nin Urfa çıkışı tarihtir

 Ayrılıkçılık ve şiddet yok

 Bölgede aydınlanma gerçekleşmeli 

ll. BÖLÜM

 HZ. Ibrahim direniş kültürüdür

 Kutsallığı tekrar yaşamalı

 Çözüm projeleri üretilmeli

 Peygamberlik kültürü Hz Ibrahim