ll. BÖLÜM
Hz. ibrahim geleneğini güncelleştirmek hangi anlama
gelir?
Urfa'nın peygamberler diyarı olması tarihi anlamdadır.
Bir nevi dönemine göre Rönesans demektir. Kula, putlara tapmak
yerine dönemine göre daha eşitlikçi ve özgürlük yanı
olan tanrıya bağlanmakla tarihsel anlamı büyük
ileri adım atılmaktadır. Yeni bir
dönem açılmaktadır
Urfa yöresi genelde peygamberler, özelde Hz. İbrahim geleneğinin
doğduğu mekan olarak kutsanır. Bu olgunun altındaki
temel neden tarım, göçebelik ve ilk defa şehir toplumunun
iç içe en yoğun ve en verimli biçimde bu coğrafya
parçasında gerçekleşmiş olmasından ileri
gelmektedir. Urfa Neolitik çağın merkezi durumundadır.
Etraf yöreleri de dahil ettiğimizde halen yüksek topraklık
tepeler halinde yüzlerce neolitik yerleşim merkezinin araştırılmadan
durması da bu gerçekliği kanıtlamaktadır.
Dicle, Fırat ve Toroslar arasındaki coğrafyanın
en evrimli alanını Urfa ovaları teşkil etmektedir.
Bu verimlilik dünya çapındadır ve halen devam etmektedir.
Bağlantılı olarak göçebelik dağ ve ova arasında
çok gelişmiş diğer bir toplum yapısını
oluşturmaktadır. Yerleşik köy ve göçebelik tarihin
en eski döneminden beri iç içedir. Yaklaşık M.Ö. 10.000
yıllarına kadar uzanmaktadır. Urfa'nın şehir
olarak kurulması bir Sümer kolonisi biçimindedir. Ur kelimesi
Sümerce tepelik alanda kurulu şehir anlamına gelmektedir.
Aşağı Mezopotamya'nın dışında
ilk Sümer kolonileri Urfa yöresinde oluşturulmaktadır.
Urfa merkez olmak üzere Harran, Samsat ve Kargamış
bölgeyi çerçevelemektedir. M.Ö. 2000'lere doğru Sümerlerin
dışında ikinci en önemli merkez Urfa yöresi olmaktadır.
Temel yayılma alanıdır. Çevre ve koloni olarak
Sümer şehir krallıklarına bağlanmaktadır.
Etnik yapının farklılığı Sümer
egemenliğine karşı bir direnişi kaçınılmaz
kılmaktadır. Kaldı ki Sümer uygarlığı
sınıflı toplumun ilk defa geliştiği
ve çevreye doğru dalga dalga yayıldığı
bir uygarlıktır. Tarım ve göçebe toplumun eşitlikçi
ve özgür yapısı bu sınıflaşmaya kolay
kolay boyun eğmeyecektir. Fakat şehirleşmenin
ilerici karakteri uzun vadede egemen olmasını kaçınılmaz
kılacaktır.
Dolayısıyla Sümerlerin ilk sömürgeleştirme deneyimleri
M.Ö. 2000'lerden itibaren sert direnmeleri de beraberinde getirecektir.
|
|
|
|
Bölgede
tarım toplumunu gerçekleştiren Aryen (Ar: Sümerce saban) topluluklarla,
göçebe Semitik topluluklar iç içe ve karşı karşıyadır.
Aralarında yoğun ticari ilişkiler gelişmektedir. Aryenler
daha çok bölgenin kuzey, doğu ve batısını teşkil
ederken Semitikler güneyinde dolaşmaktadırlar. Urfa şehri
tam ortalarında kurulmuştur. Şimdi de bu niteliğini
korumaktadır. O halde Urfa şehir ve yöre olarak M.Ö. 2000'lerde
tarım, ticaret, zanaat, hayvancılık açısından ideal
bir konuma ulaşmış bulunmaktadır. Aşağı
Mezopotamya'dan sonra ikinci en büyük metropol durumuna gelmiştir.
Son derece canlı, değişime açık köy, şehir ve göçebe
toplumunu iç içe barındıran; temel iki halk grubunu Aryenlerin
ve Semitiklerin birlikte yaşadıkları bir coğrafya, bir
yeni ülke konumundadır. Bu özellikler çok önemli ve kendi özgür kültürünü
yaratmak durumundadır. Bunda çok gecikmeyecektir. Daha çok Sümer koloni
yönetimine karşı savunma temelinde gelişecek bu kültür; direnişçi,
yerel ve farklı etnik özellikler taşıyacaktır. Nitekim
Hz. İbrahim geleneği, yani kültürü bu özellikleri çarpıcı
bir biçimde yansıtmaktadır.
|