|
|||||
|
|||||
|
Aslında
kendini dönüştürmesi gereken yıllar da gerçekten bu 90’lı
yıllardır. Özellikle 93’ten sonra dönüşme; dünya çapındaki
gelişmeleri görerek çözüm konusunda yaratıcılığını
gösterememesi bir noksanlık olarak görülebilir. Kendini bu yıllarda
aşırı tekrarlamıştır. Dolayısıyla,
çözüm gücünden tekrar problemin ağırlaşmasına da yol
açmıştır. Burada şüphesiz yaşadığı
savaş tarzının her iki tarafta raydan çıkmasının
da rolü çok önemlidir. Talihsizliklerde eklenince sorunda ağırlaşma
oldu. 2000’ e dayanırken PKK’ nin hem kendini aşma
hem de sorunu tekrar çözüme yöneltme gibi iç içe yaşadığı
çelişkili konumunu çözerse, tarihi rolünü oynamış olacaktır.
Bir devrimci örgütten, demokrat örgüte dönüşerek bunu gerçekleştirebilecektir.
Çıkış
sürecinde, bir yandan yılların dil yasağına kadar
varan baskı ve inkar, diğer yandan o dönem soluna hakim olan,
sorunlara sloganvari, ütopik yaklaşım, yine, Kürt milliyetçiliğindeki
kuşku ve korkuya dayanan ayrılıkçılıkla birlikte,
dünya çapındaki ulusal kurtuluş hareketlerinin tek çözüm yolunun,
ayrı devlet kurma biçiminde anlaşılması, PKK’nin programında
ve propagandasında ayrılma yönüne ağırlık vermeye
yol açıyordu, enternasyonal birliğe vurgu yapılıyordu.
Fakat, hakim yan mevcut zoraki birlikten kopmuştu. Bunu, sıkça,
zoraki bir evliliğin sürdürülemeyeceğine benzetiyorduk. Bu,
bir anlamda doğru bir yaklaşımdı. Ama, nereye kadar
ve nasılına ayrı cevaplar gerekiyordu. Bu dönem ağırlıklı
olarak doksanlara kadar geldi. Kitlesel destekle beraber aslında
bu dönemi, bu yıllardan itibaren aşmak gereği de ortaya
çıkıyordu. Yani özgür birliğin koşulları oluşuyordu.
Devletin
doksan başlarında dil yasağını kaldırması,
dil ve kültür alanına getirilen sınırlı özgürlük ve
üst düzey yetkililerinin sorunu kabul edip çözüme yönelik çabaları,
en son benim Mart 93 ateşkes yaklaşımım, aslında
özgür birlikteliğe giderek vurgu yaptığımız dönemi
açıkça ortaya koyuyordu. Bu yıllardan itibaren özgür birlik
propagandası hakimdir. 96’dan itibaren bize gelen dolaylı mesajlara
çözümü “ülkenin bütünlüğü ve devletin bağımsızlığı
çerçevesinde demokratik birlik” biçiminde açıkça sözlü ve yazılı
değerlendirmelerimizde esas alıyorduk Bunda hem devletin yaklaşımlarının
eski katılığı aşması hem de pratikte ayrılıkçı
yaklaşımın gerçekçi olmamak, pek yararlı bir yol olmamak
kadar acı ve kaybının çok olmasının da payı
büyüktür. Hayat neyin doğru ve birleşme zemini olabileceğini
bize her geçen gün daha açık gösteriyordu. Dolayısıyla
başsavcılık iddianamesinde, bu hususun basit bir taktik
manevra olarak görülmesini, bu çok önemli dönüşümü görüp değerlendirememesini,
büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Demokratik Cumhuriyetle demokratik
birlik yaklaşımı; stratejik olmak kadar, bizzat mücadelenin
bize gösterdiği, dayattığı en doğru çözüm yolu
olarak anlaşılmalıdır.
|
|||||