|
||||
|
ÖCALAN
POLİTİKALARININ TEMELLERİ Abdullah Öcalan, PKK’nin 10. kuruluş yıl dönümünde yaptığı bir değerlendirmede, Kürt sorunu ve Önderlik sorununu değerlendirerek Kürt halkının tarihinde sağlam bir önderlik yakalayamayışı sonucu ortaya çıkan aksaklıklara dikkat çekmektedir. Bu değerlendirmede sağlam bir önderliğin olmamasından dolayı halkın özgücünün de örgütlendirilemediğine işaret etmektedir. Dolayısıyla sağlam bir önderliğin halkın yapısal bir örgütlenmesi ile bağlantılı olduğu görüşü dile getirilmektedir. Öcaln
Kürdistan’daki devrimin temel gücü olarak köylülüğü ve buna bağlı olarak
ezilen diğer kitleleri almaktadır. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra Kürt
kadını ile ilgili değerlendirmelerinde , Kürt kadınının Kürt toplumu içindeki
yerini belirleyen Öcalan; Kürt kadını kurtulmadan Kürt toplumunun özgürleşemeyeceğini
saptayarak ‘‘Gelişen özgürlük mücadelemiz , özgürleşen Kürdistan kadını
olacaktır. Özgürleşen Kürdistan kadını özgürleşen Kürdistan olacaktır’’
demektedir ( Kürdistan’da kadın ve Aile ). Öcalan
dönemin mevcut sorunlarını değerlendirirken ; ‘‘ Bu gün büyük bir uygulama
dönemindeyiz , halkımız tarihsel bir çıkışın eşiğinde bulunmaktadır. Kitleler
öncülüğün sağlam adım atmasını beklemektedirler. |
|
|||
|
Öcalan
PKK tarihi boyunca sık-sık diğer kürt örgütleri ile itifaklara imza atarak
her türlü yabancı işgalci güce karşı gerekli savaşımı geliştirmek için
elinden geleni yapmaya çalışarak bu çerçeve etrafında Kürt güçlerini bir
araya toplamaya çalışmıştır. Öcalan PKK VI. Kongresine sunduğu Politik
Rapor’da Nairobi’den kaçırılmadan önce şu görüşleri dile getirmektedir:
‘‘ Aslında burada insanlık suçu var ve bu insanlık suç işlemeye devam
ediyor. Bu her ne kadar TC’ye dayandırılarak başta ABD olmak üzere onunirili-ufaklı
tüm mütefiklerince açıktan yürütülmek isteniyorsada Kürt halkının kimliğine
sahip çıkma ve özgür yaşama istağinin, özgürlüğü esas alan bir devrime
dayanan yürüyüşümüzün şahsında 20. yüzyılın devrimle değil, karşıdevrimle
kapanması hedeflenmektedir.’’ Kuruluş Bildirisinde Dünyadaki siyasal durumu ele alan PKK, üç temel dönemden ( 1917-1945, 1945-1960 1960 sonrası) hareket ederek Ortadoğu ve Kürdistan ile ilgili stratejisini belirlemektedir. Emperyalizmin o günün koşullarındaki durumunu değerlendirerek, ortadoğuya yaklaşımını ortaya koyarak Kürdistan devriminin Ortadoğu’yu ele alış tarzını ortaya koymaktadır. PKK, Kürdistan devrimini de bu çerçeverde ele almış ve pratik-politik faaliyetlerinde d ; ‘‘Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi, her alanda somut koşullara uygun mücadeleyi geliştirirken, bölgemizin tüm devrimci-ilerici yönetim ve hareketleri ile sıkı bir dayanışma içinde olacaktır.’’stratejisini temel alarak yürümüştür. Öcalan Ortadoğu halkları ile Kürdistan halkı arasında bir kader birliği olduğuna vurgu yaparak tek devrimin başarıya ulaşma şansının olmadığına işaret etmektedir. Kürdistanda geliştirilen egemen politikaların yarattığı tahribatın bu bölgede yaşayan halklar arasında deerin uçurumlar yarattığına değinen Öcalan, silahlı Gerilla mücadelesinin başlamasında 6 ay sonra Türkiye ve Kürdistan ile ilgili şu değerlendirmeyi taparak çıkış yolunun ortadoğu federasyonu olduğuna işaret etmiştir. ‘‘Türk egemen sınıfları ve Kürt işbirlikçilerinin yüzyıllardan beri halkımız arasında geliştirdiği şövenizm dalgasını ve ulusal inkarcı yapıları kırmak için, halklarımızın ulusal gerçekliğine ve hak eşitliğine sonuna kadar bağlılık temelindeki birlikteliğimizi ülke içinde ve dışında, fabrikalar, okullar, sendikalar vb. alanlarda en devrimci, en üretken, en yaratıcı bir tarzda geliştirelim. ğer atacağımız küçük adımlar Ortadoğu halklarının gelecekyteki federasyonuna doğru ilk adım olacaksa, bu adımın gerekli olan devrimci örgüt ve eylemelri büyük bir inanç ve azimle gerçekleştirelim.’’ Öcalan, dönemin mütefiklerini şöyle dile getirmekteydi; ‘‘Başta sosyalist ülkeler olmak üzere tüm ilerici insanlığı Ulusal Kutuluş güçlerinin yanında olmaya çağırıyoruz ’’ Öcalan
Türk devrimci örgütlerinin yanı sıra pek çok sefer Türk halkına da çağrı
yaparak ortak bir gelecek oluşturulmasının önemine vurgu yapmıştır. Yine
Bu günkü koşulları da içinde barındıran bir değerlendirmeyi 1986 Newrozunda
yapan Öcalan o günden Türkiye- Kürdistan çelişkisinin sadece ikili bir
çelişki olmadığını dile getirerek, bölgenin ve çağımızın en büyük çelişkisi
olarak ortaya çıktığını vurgulamaktadır. Öcalanı’ın yakalanması ile daha
net olarak ortaya çıkan bu gerçeklik öcalan’ın bu konuşmasında net olarak
ortaya konulmaktadır. Yapılan
bu kısa değerlendirmeden de anlaşılacağı gibi Öcalan Kürdistan Halkının
Kurtuluş Kavgasını vermekle yetinmeyerek aynı zamanda Türkiye halklarının
ve Ortadoğu halklarının kaderinin de ortaklığına işaret ederek ortak bir
gelecek düşüncesini pratikleştirdiği gmrülmektedir. yine her dönemde Türk
devleti tarafından ısrarla geliştirilmeye çalışılan halkların savaşının
önüne geçmeye çalışan ve bu güne kadar bu yaşanmamışsa bu Öcalan ve Arkadaşlarının
yoğun çabaları sonucu başarılmıştır. |
||||