|
Öcalan,
l966 yılında Ankara Tapu Kadastro Meslek Lisesine yatılı okumak
için kayıt yapar. İlk kez büyük bir şehire ayak basan Öcalan
etraftaki yapıların heybetinden etkilenir ve çok şaşırır.
Büyük bir şehirde, hem de Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olan bir
şehirde bulunmaktadır. Yaşayış, sosyalite, toplumsal
durumu tümüyle farklı olan bir mekan. İnsanları tanımaya,
yaşayışlarına anlam vermeye çalışan Öcalan
ilk kez karşılaştığı bu yeni yaşam
tarzı karşısında temkinlidir, bulaşmamaya çalışır.
Kent yaşamının insanları bitirici bir özelliğe
sahip olduğunu düşünerek uzak durmaya çalışır. Öcalanın okulu yatılı
olduğundan masraflar devlet tarafından karşılanmaktadır.
Tutumlu davranışlarını burada da sürdürür ve fuzuli
masraflardan kaçınır. Sigara, alkol vb. alışkanlıklara
bulaşmaz, tek hedefi var; başarılı olmak. Lise boyunca Öcalan, bir yandan devlete dayanarak ilerlemeye çalışır,
diğer yandan da burjuva toplumunu ve değer yargılarını
tanımaya çalışır. Faal biri olmasına rağmen
kendisini bastırarak başarılı olmaya, burjuvazi karşısında
fazla olmayan şansını zorlamaya çalışır.
Bu anlamda yatılı okulu en iyi şekilde değerlendirir. Öğretmenlerinden,
Harp okulundan Faruk Çağlayan, Öcalanın yazdığı bir kompozisyonu beğenir
ve bunu tüm öğretmenlere hatta profesörlere okuduğunu söyler.
Okul boyunca öğretmenleri ile iyi ilişkiler içindedir. Öcalan
henüz köyden aldığı din eğilimini bırakmış
değil ve bu eğilim güçlü olarak kendisinde yaşamaya devam
etmektedir. Maltepe Camisine gidip
gelir. Bu tür ilişkilerde kendisini daha rahat ifade edebilmekte
ve bir yerde burjuvazinin yozluğundan kaçmaya çalışmaktadır.
Bu arada komünizm ile mücadele derneklerinin seminerlerini dinliyor. Hatta
MHP eksenli ülkü ocaklarına bile gittiği oluyor, fakat fazla
ısınamıyor. Siyasal islam eğilimi devam etmektedir.
Fakat yani arayışları da son bulmuş değildir. İlk
kez Hulusi Turgut adında bir gazetecinin Kürtlükle ilgili bir röportajını
okuyor. Gazetecinin, Mala Mustafa Berzani ile yaptığı söyleşinin
Kürtlük tarafı Öcalanın ilgisini çekiyor
ve bu konu üzerinde yoğunca düşünüyor. Araştırma ve
okumalardan sonra düşünce anlamında ufku daha da genişleyen
Öcalan artık olaylara mantıklı ve sistemli bakmanın
yöntemini aramaktadır. Lise son sınıftayken Hubermanın Sosyalizmin Alfabesi
adlı kitabı eline geçer. Kitabı okuduktan sonra düşünme
ve yoğunlaşması artan Öcalan artık eski düşüncesi
ile gidemeyeceğini anlayarak yaşadığı düşünce
çatışmasından Sosyalizmin galip geldiğini farkeder.
Sonradan Bu durumu geleneksel ideolojinin kaybetmesi olarak dile getirmektedir. Aynı
dönemde gelişen gençlik hareketlenmeleri Türkiyede yankısını
bulmuş, gençlik bir tartışma ve hareketlilik içindedir.
Tartışmalar, eylemler, öğrenci hareketleri, devam etmektedir
ve Öcalan bütün bunları izlemektedir. Bazen içinde yer alıyor
bazen izliyor. Yaşanan bu genel sol ve gençlik tartışmasına
ek olarak Kürtlük tartışması da devam etmektedir. l969 yılında bu dönemin en hareketli kentlerinden olan Ankarada, liseyi bitirdiğinde Öcalan, artık sosyalist bir yaşam ve mücadelede karar kılan birisi olmuş durumdadır. |