|
Öcalan
Kamu Yönetimi bölümüne burs alarak başlar. Öcalan Ankaraya gittiği 1971 sonlarında
71 direnişçilerinin savaşçılığı devam etmektedir.
Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan henüz yakalanmamışlar. Yürütülen
eylemselliği kahramanlık olarak değerlendirir. Ancak okula
başlamasının ilk günlerinde Mahirlerin Kızılderede katledilirler. Öcalan, türkü yakmanın yeterli
bir cevap olamayacağını, bu kahramanların ardından
bir şeyler yapılması gerektiğini düşünür ve yapılması
gerekenler üzerinde düşünmeye başlar. Belirlenen eylem tipi,
Siyasal Bilgiler Fakültesinde boykot eylemini gerçekleştirmektir.
Boykot eylemi başarılı bir şekilde gerçekleşir.
Ancak bu eylemden sonra fakültede tutuklamalar başlar. Tutuklananlar
arasında Öcalanda bulunmaktadır. 7 Nisan l972 de tutuklanan
Öcalan 6 ay Mamak cezaevinde kalır ve mahkemece serbest bırakılır. Cezaevinde kaldığı 6 ay Öcalan için bir tecrübe işlevi
görür ve devletle karşılaştığı bu ilk seferinde
devleti daha iyi tanımaya çalışır. Dışarda,
yapılanlar ve yapılması gerekenler üzerinde düşünür.
Olayları inceleme ve yoğunlaşma dönemi olarak geçen bu
süreçten sonra Öcalan, Anıtkabir civarında Kürt arkadaşına
ait bir eve yerleşir. Bu
süreçten sonra arkadaş çevresi geliştirmeye başlayan Öcalan,
PKKnin ilk grubunu oluşturacak
arkadaşlarını bu dönemde toparlar ve onları kendi
düşünceleri etrafında bir araya getirir. Henüz net olarak neler
yapılacağı ortaya konulmamıştır. Bir oluşumun
ortada olmadığı bu dönemde Kemal Pir, Haki Karer gibi Türk
kökenli arkadaşlarına fikirlerini kabul ettirir ve beraber hareket
etme konusunda kendilerini ikna eder. Daha
sonraları Yukarı Ayrancıda bir eve taşınan Öcalan burada da faaliyetlerine
devam eder. 1973 1 Mayısında Çubuk Barajı toplantısı olarak
bilinen bir toplantıda gruplaşma kararı alınarak birlikte
hareket etme resmileştirilir. Bu toplantıya katılan 6 kişi
oluşan grubun çekirdek kadrosu durumundayken Öcalan grubun doğal
lideri durumundadır. 1974-75
yıllarında faşist öğrenciler devlet desteği ile
okulları kontrole almış, devrimcileri sıkıştırmaya
ve zorlamaya çalışırlarken Öcalan faşistlere karşı
birlikte hareket etmenin yollarını arar. İlk iş olarak
Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) kurulur. Dönemin
ilk öğrenci derneği olan ADYÖDün yönetiminde yer alan
Öcalan, derneği faaliyetlerde bir üs olarak kullanmaya başlar.
Devrimci öğrencilerin buluşma ve tartışma platformu
durumuna gelen dernek 12 Mart darbesinin toplumsal alandan geri çekilmeye
başlamasının ardından başlayan süreçte önemli
bir rol üstlenmekteydi. Burada pek çok toplantı ve seminer düzenlenir.
Yaydığı fikirler ve öğrenci hareketinde gördüğü
önemli işlev üzerine ADYÖD 1975te devlet yetkililerince kapatılır. Bu tarihe kadar devlet tarafından net olarak hangi yöne eğilimli
olduğu bilinmeyen Öcalan, 1976 yılında Ankara Yüksek Mühendisler
ve Mimarlar Odasında katıldığı bir seminerde
konuşmasının merkezine ülke ve bağımsız örgütlenmeyi koyar. Seminerde Kürdistan Sömürgedir tezi üzerinde durarak şimdiye
kadar dillendirilmemiş bir gerçeği dile getirerek farklılığını
ortaya koyar. Dönemin devrimcilerinden büyük bir kesimi Kürdistanı
sümürge olarak kabul etmedikleri ve Kürtlerin ayrı örgütlenmelerine
karşı olduklarından Öcalanın bu tezi, Kürtler
açısından bir kopuş ve ayrı örgütlenmenin başlangıcı
anlamına gelmektedir. Artık bir grup olarak hareket eden Öcalan
ve arkadaşları, kendi aralarında fikir tartışmalar
yürüterek yönlerini Kürdistana çevirirler. 1 Ocak 1977 Dikmen ve Tuzluçayır toplantılarında bu düşünce
net olarak kabul edilir. Düşünce karar haline getirilir ve dönüş
için hazırlıklar başlatılır.Tam da bu dönemde
MİT, grubun gelişim seyrini izlemek ve kontrolde tutmak için
karar alır, Bunun içinm grubun içine adam sızdırır.
Öcalan sızdırılan bu kişileri bildiği halde bilmiyormuş
gibi davranır, içlerindeki ajanı yönlendirmeye, o kadar da tehlikeli
ve kontrolden çıkmış bir grup olmadıkları imajını
vermeye çalışmaktaydı. Diğer yerden gruba sızmış
ajanlara ise sadece bilmeleri gereken bilgiler aktarılarak onların
da gerçek durumdan haberdar olmamaları sağlanmaktaydı.
Öcalan,
bu dönemde gruba girenlerden Dersimli bir aileden olan Kesire Yıldırım
ile evlenir. Öcalan daha sonraki dönemde, evliliği ile ilgili olarak,
bunu politik bir manevra olarak düşündüğünü, bu evlilik ile
bir yerde devlete, kendisinin, Ankarada kalıcı olduğu mesajını
vermek istediğini belirtiyordu. Öcalan, Ankarada bir yandan bu mesajları
verirken, diğer yandan da bütün çabasını Kürdistana dönüş
üzerinde yoğunlaştırır. Öcalanın dışında
grup Kürdistana dağılır, propaganda ve örgütlenme
çalışmalarına başlar. Kürdistanın her yerine ulaşan
APOCULAR yeni hareketin alt yapısını kuracaklardı |