UZLAŞMA VE ÇÖZÜM DEKLERASYONU

 

Türkiye’de demokratikleşme ve Kürt sorunun çözümü için uzun zamandır üzerinde durduğum uzlaşma ve çözüm önerilerimi bir kez daha kamuoyuna aktarıyorum:

 

1-) Uzlaşma ve çözümün ilk adımı olarak demokratik bir çerçeve sunuyorum. Bu temelde Avrupa Birliği’ne uyum sürecini de önemli buluyorum. Dile getirdiğim demokratik çerçevenin ve diğer önerilerin Avrupa Birliği sürecine da uygun olduğunu düşünüyorum. Bu temelde ;

a)Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı, serbest siyaset yapmanın tüm koşulları yaratılmalıdır.

b) Siyasal Partiler ve Seçim Yasası demokratik ölçülere göre yeniden düzenlenmelidir. Özgür ve bağımsız bir seçimin tüm koşulları yaratılmalıdır.

c) Demokratik bir  Yerel Yönetim Yasası çıkarılarak,yerel yönetimlerinin yetkileri artırılarak demokrasi geliştirilmelidir.

 

2-) Kürt olgusu demokratikleşmenin temel bir olgusu olarak kabul edilmelidir. Kürt öğesinin demokrasi kapsamına alınması, Kürtlerin demokratikleşmede bir öğe olarak kabul edilmesi anlamına gelir.

 

3) Cumhuriyetin temel niteliklerin aykırılık teşkil  etmenin dışında, Kürtlerin kültürel hakları tanınmalı, kendi kültürlerini özgürce ifade edebilmelidir. Buna TV, radyo, kitap, eğitim hakkı da dahildir. Bu konuda sınırlamaya gidilmemeli, halk ne kadar istiyorsa o kadar kültürel hakları, TV, Radyo, Basın-yayın, eğitim hakkı verilmelidir. 

 

4) Kürtlerin demokratik, siyasal hakları yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

 

5) Köye dönüşlerin güvenli bir şekilde sağlanması için gerekli girişimler yapılmalı, gerekli idari, hukuki, ekonomik ve sosyal tedbirler alınmalıdır.

 

6) Koruculuk, ekonomik ve sosyal tedbirler alınarak kaldırılmalıdır. Devlet içinde yuvalanmış ve hiçbir kanuni dayanağı bulunmayan gayri meşru güçler, çeteler lağvedilmelidir.  Meşru güçler dışında güvenlik gücü kalmamalıdır.

 

7) Ekonomik çerçeveyi oluşturma açısından,köye dönüşlerin sağlanmasıyla birlikte GAP Projesi çerçevesinde etkin bir planlama ve destekleme ile Bölge ekonomisi için yeni projeler geliştirilmelidir.

 

8) Toplumsal barış ve demokratik katılım yasası çıkarılarak dağdakilerin, sürgündekilerin ve cezaevindekilerin yasal ve demokratik sürece katılmaları sağlanmalıdır.

 

9) Uzlaşma ve diyalog gelişmediği taktirde meşru savunma hakkının kullanılacağı Çözümün bir parçası olarak ele alınacaktır.  

 

10) Şu ana kadar yürütülen yanlış politikalardan dolayı devlet, Kürtlerden özür dilemelidir.

 

Bu deklârasyon, Türkiye’de kalıcı bir barış ve demokratik çözüm için bir yol haritası niteliğindedir. Hükümette eğer bu temelde diyalog ve çözüme gelirse karşılıklı olarak barış süreci 2005 yılına kadar gelişir. Bu çözüm paketi kabul gördüğünde ilk olarak iki taraflı net bir ateşkesin gelişmesi sağlanır ve demokratik çözüm yoluna girilir.

 

Hükümet bunu kabul etmeyip, imhayla sorunu çözmede ısrar ederse, barış girişimleri red edilirse, yeni operasyonlar gündemleşirse, yakalanmalar, kaçırılmalar olacaksa,  93 benzeri bir süreç başlarsa bunun anlamı yeni bir eylemlilik dönemidir. Bu durumda meşru savunma hakkını kullanma kaçınılmaz olacaktır.

 

Sonuç olarak herkes bilmeli ki Türkiye’yi bölmeyeceğiz ama oligarşiye de teslim etmeyeceğiz. Başbakan çıkıp tarihi sorumluluğu alarak açıklama yapmalı, çözümden yana olduğunu açıklamalıdır. 1 Eylül bunun başlangıcı olmalıdır. Türkiye için barışın, uzlaşmanın ve çözümün miladı olmalıdır.

 

Yeni sürecin halkımız ve Ortadoğu açısından başarılı geçmesini diliyor, çözüme yönelik umudumu ve iyimserliğimi koruduğumu, barışçıl çözüm konusunda kararlı ve ısrarlı çabamı yürüteceğimi ifade etmek istiyorum.

 

 

ABDULLAH ÖCALAN

TEK KİŞİLİK İMRALI KAPALI CEZAEVİ

15 AĞUSTOS 2003