DEĞERLİ KÜRDİSTAN HALKI !...
Tek kişilik
İmralı Cezaevinin ağır tecrit koşulları
altında, halkım için daha büyük işler yapamamanın
üzüntüsünü taşıyorum. Keşke daha fazla imkanım olsaydı
da, halkım için daha büyük işler yapabilseydim. Yine de tüm gücümle,
halkıma olan bağlılığımın gereği olarak
uzun yıllardır verilen büyük mücadeleyi, barış ve demokrasi
ile sonuca ulaştırma konusunda çabamı derinleştirmeye
çalışıyorum.
Hepinizin bildiği
gibi komplocular benim şahsımda bütün halkımızın
geleceğini ve özgürlüğünü imha etmeyi esas almışlardı.
Burada şunu çok iyi kavramak gerekir. Komployu boşa
çıkarmanın, acılarımıza son vermenin bir yolu olarak,
bilinen barış tavrımı ortaya koydum. Bunu bazı
dostlarımız şaşırtıcı buldu ve
halkımız adına politika yaptığını söyleyen
bazı rantçı çevreler de
teslimiyet olarak çarpıtmak istedi. Ancak tüm bu
değerlendirmelere rağmen halkımızın beni doğru
anladığına inanıyorum. Bu tavrım barış için
her şeyi göze almaktı. Yıllardır iğne ile kuyu
kazarcasına yaratmaya çalıştığımız ve büyük
özlemimiz olan barış, demokrasi ve özgürlüğümüze doğru
adım adım yürüyoruz. Tavrım büyük bedellerini ödediğiniz
acımasız savaşın anlamlı barışını
yaratmaktı. Yaratmaya çalıştığımız
barış, ilkeli ve onurlu bir
barıştır.
Kürtlerin, Kurtuluş
savaşındaki emeği ve rolü belirleyicidir. Şimdi de
cumhuriyetin demokratikleşmesinde emeği belirleyici olacaktır.
İnatçı ve anlamlı bir direngenlik içinde olacaksınız.
Ölmeyi ve öldürmeyi değil, yaşamayı ve yaşatmayı daha
anlamlı ve yüce buluyorum. Ne kadar yaşadın, ne kadar
yaşattın, ne kadar özgürleştin, ne kadar özgürleştirdin? Ne
kadar özgür ve güzel yaşadım ve yaşattım demelisiniz.
Özgürlüğe kavuştum değil,
özgürlük için ne kadar çaba harcadım, özgürlük için ne kadar çaba
içerisinde olabilirim demelisiniz. Bilim, siyaset, ahlak, felsefe, her şey özgürlüğe hizmet
etmelidir.
Ben burada, Türkiyeye
de, halkımıza da sahip çıkıyorum, sizler de örgütlenmeyi
her alanda en küçük birimlere kadar derinliğine ve genişliğine
sağlamanız gerekiyor. Tuzaklar çok, oyun büyük, halkımız yanılmasın, Türkiye mutlaka
değişecektir. Demokratik Türkiye aynı zamanda halkımızın özgürlüğüdür.
Şiarımız, Demokratik
Türkiye Özgür Kürdistandır.
Değerli
halkımız;
Büyük bedellerle
yarattığınız emeğe, değerlere sahip
çıkın. Kendi içinizde birliği ve dayanışmayı
güçlendirin. Hainleri teşhir edin, aranıza hainleri,
işbirlikçileri almayın, uzak durun onlardan.
Sorunlarınızın çözümünü başka yer ve güçlerde değil,
kendi kurum ve platformlarınızda, ulusal birlik içinde çözmeniz, hem
aklın ve bilimin, hem de yaşadığımız büyük
acılara anlamlı bir karşılık vermenin gereğidir.
Tüm kurumlar
demokratik çizgiye bağlı olarak demokrasi ve barış
mücadelesini yürütmelidirler. Halkımız, kurumların demokratik
çabasına güç vermeli, demokratik kurumlarını
işletmelidir. Doğru temelde
çalışmayanları da denetlemeli, doğru çizgiye çekmelidir.
Demokrasi mücadelesi, büyük inanç ve büyük bir iddia ile yürütülmelidir. Demokrasi mücadelesi fedai olmayı
gerektirir. Bir somun ekmek ile 24 saat
demokrasi ve barış için çalışmayı gerektirir. Her
türlü rantçılığa, küçük hesaba, dedikodu ve didişmeyle
birbirini tüketmeye izin vermeyin, küçük kişilikler ve sıradan
yaklaşımlara prim vermeyin. Birbirinizi sevin, güçlendirin ve
büyütün! Mühim olan kimseyi kırmadan, kavga etmeden, herkesin özlemlerine
saygı duyarak yeniden demokratik yapılanmayı
sağlamaktır. Kürtler yüzyıllık kölelikten, lanetli
durumlarından ancak böyle kurtulabilirler. Böylelikle özgürleşme
sürecine girebilirler.
Kürt demokratizasyonunu daha da geliştirmelisiniz.
Kürtlerin iç demokrasisi oldukça önemlidir.
Demokratik bilinç, demokratik kültür yaratılmadan özgürleşme
sağlanamaz. Kürtlerin tümüne çağrı yapıyorum. Demokratik eylem
ve demokratik hamlenizi destekliyorum. Sizlere doğru yolu gösteriyorum. Büyük
düşünce, büyük emeğin ürünüdür. Yüksek duyarlılık olmadan
barış da demokrasi de gelmez. Milyonlarca insanın örgütlenip
dayatması olmadan barış ve demokrasi gelmez. Neyi
istediğini bilmezsen, planın programın olmazsa, cesur olmazsan
nasıl kazanacaksın?
Bu topraklarda
barışın bir gün mutlaka kazanacağına inanıyorum.
Halkımızın büyük acılarına, toprağın
altına gömdüğümüz binlerce yiğidimizin anısına
layık bir barışın, geleceğin
yaratılacağına olan büyük inancımı belirtiyorum.
Bu mesajımı,
halkımıza özgür ve onurlu bir geleceği yaratmak için
yaşamını yitiren tüm şehitlerimize adıyorum. Onlar son nefeslerini
verirken biz başardık dediler ben de diyorum ki siz başardınız
biz de başardık.
Halkımızı,
büyük ilgiyle bekleyenleri büyük özlemimle selamlıyorum. Ne kadar
istiyorlarsa yine onların, hepinizin olduğumu belirtiyorum.
ABDULLAH ÖCALAN
İMRALI TEK
KİŞİLİK KAPALI CEZAEVİ
15 AĞUSTOS 2003